Bir Ülke Nasıl Fakirleşir? Bunu Bir Mahalle Örneğiyle Düşünelim
Hayal edin…
100 haneli küçük bir mahallede yaşıyorsunuz.
Bu mahallede bir fırıncı, bir kasap, bir çiftçi, bir tamirci, bir marangoz ve diğer esnaflar var. Herkes çalışıyor, üretiyor ve kazandığı parayla birbirinden alışveriş yapıyor.
Şimdi bu mahalleyi bir ülke gibi düşünelim.
Peki bir ülke nasıl yavaş yavaş yoksullaşır?
1) Sürekli Para Basmak
Diyelim ki mahalle muhtarı herkese 100’er lira dağıtmaya başladı.
İlk gün herkes mutlu.
Ertesi hafta yine dağıttı.
Sonra yine…
Ama dikkat edin.
Mahallede ekmek hâlâ aynı sayıda üretiliyor.
Et aynı miktarda.
Sebze aynı miktarda.
Yani para arttı ama ürün artmadı.
Ne olur?
Fırıncı der ki:
“Herkesin cebinde daha fazla para var. O zaman ekmeği 10 liraya değil, 20 liraya satayım.”
Kasap da fiyatı artırır.
Çiftçi de…
Sonunda herkesin cebinde daha fazla para vardır ama satın alabildiği ürün daha azdır.
İşte buna enflasyon denir.
Çok daha ileri giderse insanlar maaşlarını aldıkları gün markete koşar. Çünkü ertesi gün aynı para daha az şey alacaktır.
2) Gerçek Sorunları Çözmek Yerine Geçici Mutluluk Vermek
Evinizin çatısı akıyor.
Siz tamir etmek yerine her yağmurda salona kova koyuyorsunuz.
Sorun çözüldü mü?
Hayır.
Sadece ertelendi.
Ekonomide de böyledir.
Üretimi artıracak fabrikalar kurmak, tarımı geliştirmek, eğitimi iyileştirmek yerine sadece kısa süre insanları rahatlatacak kararlar alınırsa sorun büyüyerek geri döner.
3) Fiyatları Zorla Düşürmek
Devlet diyor ki:
“Bugünden itibaren ekmek en fazla 5 lira olacak.”
Ama fırıncı ekmeği zaten 7 liraya mal ediyor.
Ne yapar?
Ya zarar eder…
Ya da üretmeyi bırakır.
Bir süre sonra market rafları boşalmaya başlar.
İnsanlar ekmek bulamaz.
Bu kez biri çıkar:
“Ben sana gizlice 15 liraya satarım.”
Karaborsa böyle oluşur.
Yani fiyatı zorla düşürmek bazen ürünü tamamen ortadan kaldırabilir.
4) İşin Ehli İnsanlar Yerine Yakınları Göreve Getirmek
Düşünün…
Bir otobüs yolculuğuna çıkıyorsunuz.
Şoförlük yapacak kişi yıllardır direksiyon kullanıyor mu?
Yok.
Sadece patronun akrabası.
Biner misiniz?
Çoğu insan binmez.
Ekonomi de böyledir.
Ülkenin en önemli kurumlarını bilgili, tecrübeli ve bağımsız insanlar yönetmezse yatırımcı da güvenmez.
Parasını başka ülkelere götürür.
Yeni yatırım gelmez.
İşsizlik artar.
5) Üretmeyi Bırakıp Sürekli Dışarıdan Almak
Bir aile düşünün.
Hiç sebze yetiştirmiyor.
Hiç ekmek yapmıyor.
Hiçbir şey üretmiyor.
Her şeyi komşudan satın alıyor.
Bir gün komşu satış yapmayı bırakıyor.
Ne olacak?
Evde yiyecek kalmayacak.
Ülkeler için de aynı durum geçerlidir.
Tarım, hayvancılık ve sanayi zayıfladığında ülke dışarıya bağımlı hale gelir.
Döviz yükseldiğinde veya ithalat durduğunda market rafları boşalmaya başlar.
6) Vergi Yükünün Hep Aynı İnsanlara Binmesi
Mahallede 100 kişi var.
10 kişi çok zengin.
90 kişi orta ve dar gelirli.
Muhtar diyor ki:
“Zenginlerden daha az vergi alacağım.”
“Ama ekmekten, sudan, elektrikten alınan vergiyi artıracağım.”
Ne olur?
Zengin bunu pek hissetmez.
Ama dar gelirli aile her alışverişte daha fazla vergi öder.
Sonuçta zengin daha zengin olur.
Fakir ise her geçen gün biraz daha fakirleşir.
Sonuç
Bir ülke tek bir kararla fakirleşmez.
Ama şu altı hata üst üste yapılırsa ekonomi yavaş yavaş çökmeye başlar:
- Para üretimden daha hızlı basılır.
- Kalıcı çözümler yerine günü kurtaran kararlar alınır.
- Piyasaya gerçekçi olmayan müdahaleler yapılır.
- Kurumlar liyakat yerine siyasi tercihlerle yönetilir.
- Üretim yerine ithalata bağımlılık artar.
- Vergi yükü adaletsiz dağıtılır.
Sonunda insanların maaşı artmış gibi görünür; fakat aldığı ekmek, et, süt ve temel ihtiyaçlar azalır.
İşte yoksulluk çoğu zaman böyle başlar.
Ekonomi aslında çok karmaşık değildir. Bir evi nasıl gelirinden fazla harcayarak, üretmeden yaşayarak ve sorunları sürekli erteleyerek ayakta tutamazsanız; bir ülke de aynı kurallara tabidir.
Necati Yusufoğlu
Samsun İl Başkanlığı
Ekonomik İşler Başkanı

