Her sabah milyonlarca insan evinden çıkıp işine gidiyor. Akşam olduğunda ise herkesin ortak bir beklentisi var: Evine sağ salim dönebilmek.

İş sağlığı ve güvenliğinin temelinde aslında tam olarak bu vardır.

Ülkemizde yaşanan iş kazalarının ardından çoğu zaman aynı cümleleri duyuyoruz: “Talihsiz kaza”, “Bir anlık dikkatsizlik”, “Olacağı varmış…”

Oysa iş kazalarının önemli bir bölümü doğru risk değerlendirmesi, eğitim, denetim ve gerekli tedbirlerin zamanında alınmasıyla önlenebilir.

Baret takmak, emniyet kemeri kullanmak, elektrikle çalışırken gerekli güvenlik önlemlerini almak ya da bir makinenin koruyucu sistemlerini devre dışı bırakmamak küçük ayrıntılar değildir. Bazen birkaç saniyelik ihmal, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir.

İş güvenliği yalnızca işverenin ya da iş güvenliği uzmanının sorumluluğuna bırakılacak bir konu da değildir. İşveren gerekli güvenli çalışma ortamını oluşturmalı, çalışan ise alınan tedbirlere uymalıdır. Çünkü güvenlik ancak herkesin aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle sağlanabilir.

Bu köşede bundan sonra iş kazalarını, meslek hastalıklarını, çalışanların ve işverenlerin sorumluluklarını ve günlük çalışma hayatında çoğu zaman gözden kaçırılan riskleri ele almaya çalışacağım.

Amacımız korkutmak değil, farkındalık oluşturmak.

Çünkü hiçbir iş, bir insanın sağlığından ve hayatından daha değerli değildir.

Unutmayalım: İş kazası olduktan sonra üzülmek değil, olmadan önce önlemek gerekir.

Mert Dilek
İş Sağlığı ve Güvenliği