Bir Devrin Sonu: “Kadirizm” Öksüz Kaldı, Yeşilçam’ın En Delikanlı Bakışı Sustu
İSTANBUL — Sinema salonlarının ışıkları bu kez hiç olmadığı kadar loş, Anadolu’nun bozkırı, İstanbul’un arka sokakları ve “Selvi Boylum”un asfalta vuran tekerlek sesleri bu kez çok daha mahzun. Türk sinemasının yarım asırlık çınarı, sert bakışlarının ardında koskoca bir coğrafyanın merhametini taşıyan Kadir İnanır, 77 yıllık dünya yolculuğunu tamamlayarak sonsuzluğa yürüdü.
O, sadece bir aktör değildi; Türkiye sinemasında “Kadirizm” diye adlandırılan, adaleti, dik duruşu ve ezilenin yanındaki o tavizsiz delikanlılığı simgeleyen canlı bir ekoldü.
Bakışlarıyla Konuşan Adamın Sessizliğe Çekilişi
Son yıllarda sağlık sorunlarıyla büyük bir direnç savaşı veren usta sanatçı, adeta filmlerindeki o inatçı karakterler gibi hastalığa karşı son ana kadar direndi. Ancak çoklu organ yetmezliği nedeniyle gelen o son haber, Türkiye’de milyonlarca evin penceresine görünmez bir tül gibi hüznü indirdi.
Kadir İnanır, beyazperdede repliklere ihtiyaç duymadan, sadece gözleriyle hikaye anlatabilen nadir dehalardandı. Selvi Boylum Al Yazmalım‘da sevginin emek olduğunu bize onun çaresiz ama gururlu bakışları öğretti. Tatar Ramazan‘da adaletsizliğe baş kaldırırken attığı o “Ben bu oyunu bozarım!” nidası, sinema salonlarını aşarak toplumsal bir manifesto haline geldi. Yılanların Öcü‘nde toprağın kokusunu, Dila Hanım‘da imkansız bir aşkın ağırlığını onunla birlikte taşıdı bu halk.
“Sinema Benim Yaşam Biçimim Değil, Halkımın Ta Kendisi” Kadir İnanır, popüler kültürün ışıltılı dünyasına asla teslim olmadı. O, her zaman sinemasını bu toprakların dertleriyle, işçisiyle, köylüsüyle ve mazlumuyla harmanladı. Kendisini sadece bir jön değil, “halkın sanatçısı” olarak tanımladı ve bu duruşundan ömrünün sonuna kadar taviz vermedi.
Sokakların ve Odaların Ortak Hüznü
Vefatının ardından gelen mesajlar, onun Türkiye’nin nasıl ortak bir paydası olduğunu bir kez daha kanıtladı. Siyasetin kutuplaşmış iklimi de, sanat dünyasının farklı renkleri de onun gidişiyle aynı sessizlikte birleşti. Hayat arkadaşı Jülide Kural’ın metaneti, sinemadaki ruh ikizi Türkan Şoray’ın gözyaşları ve onun filmleriyle büyüyen üç kuşağın ortak kederi, Kadir İnanır’ın bu ülkenin kalbine ne denli derin kazındığının resmi oldu.
Son Perde: AKM’den Ulus’a Sonsuz Yolculuk
Kadir İnanır, hayatı boyunca omuz omuza durduğu halkıyla son kez 28 Haziran Pazar günü vedalaşacak. Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gölgesine yakışır bir uğurlama töreninin ardından, Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nden kalkacak cenazesiyle Ulus Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Fatsalı bir çocuğun, Türk sinemasının zirvesine yazdığı o muazzam hikaye belki bugün fiziki olarak son buldu. Ancak biliyoruz ki; ne zaman adaletsizliğe karşı bir ses yükselse, ne zaman sevdalı bir yürek “emek” dese, o kalın kaşların altındaki mağrur bakış hep orada, hafızalarımızda yaşamaya devam edecek.
Güle güle Tatar Ramazan, güle güle Koca Reis. Bu topraklar seni asla unutmayacak.


