Yeni Parti’nin İlk Sınavı: Samsunlu Vekil Ne Diyecek?
Siyasette bir milletvekilinin verdiği oy, sadece Meclis tutanaklarında kalmaz. Hele ki o milletvekili bir şehri temsil ediyorsa, verdiği kararın hesabını önce kendi seçmenine verir.
Bugün Yeni Parti’nin “Çerçeve Yasa” konusundaki tavrı tam da bu nedenle tartışılıyor.
“Milletvekilleri temsil ettikleri illerin dinamiklerine göre hareket etsin” deniliyor.
Peki ama siyaset böyle mi yapılır?
Bir siyasi partinin genel başkanı bir yönde, milletvekilleri başka yönde hareket ederse, vatandaş yarın sandıkta kime inanacak?
Düşünün…
Yarın Samsun’da seçim var. Yeni Parti’nin Samsun Milletvekili Murat Çan vatandaşın karşısında.
Vatandaş soruyor:
“Sayın vekilim, bu konuda neden böyle oy kullandınız?”
Cevap:
“Ben hayır dedim, ama genel başkanımız evet dedi.”
Samsunlu vatandaşın vereceği cevap ne olur?
“Siz daha kendi aranızda ortak bir karar alamıyorsunuz, yarın ülkeyi nasıl yöneteceksiniz?”
İşte mesele tam olarak burada.
Milletvekillerinin farklı düşünmesi elbette demokrasinin gereğidir. Ancak Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda, bir siyasi partinin ortak bir duruş ortaya koyamaması ciddi şekilde sorgulanır.
AK Parti’nin tavrı belli, MHP’nin tavrı belli, CHP’nin tavrı belli, DEM Parti’nin tavrı belli, İYİ Parti’nin tavrı belli.
Peki Yeni Parti’nin tavrı neden net değil?
Yeni bir siyasi hareket olarak ilk büyük sınavınızda kamuoyuna vermeniz gereken mesaj açık olmalı.
“Biz neyi savunuyoruz?”
Vatandaş bunu bilmek istiyor.
Bir genel başkanın siyasi ağırlığı ve parti içerisinde belirleyici bir duruşu olmalı. Milletvekilleri elbette kendi vicdanlarıyla hareket edebilir. Ancak parti politikası ile kişisel tercih arasındaki çizgi kaybolursa, ortaya siyasi bir belirsizlik çıkar.
Üstelik CHP’den koparak yeni bir siyasi yapı kurduğunuzu söylüyorsanız, vatandaş sizden daha fazla netlik bekler.
Çünkü yeni bir parti için ilk sınavlar önemlidir.
Bu sınavı geçmenin yolu ise çok basit:
Net olmak.
Ne savunuyorsanız arkasında durmak.
Ne söyleyecekseniz millete açıkça söylemek.
Çünkü seçim günü geldiğinde Samsunlu seçmen, milletvekiline yalnızca “Hangi oyu verdin?” diye sormaz.
“Neden verdin ve yarın yine aynı kararın arkasında duracak mısın?” diye de sorar.
Sonuçta siyaset, sadece Meclis’te oy kullanmak değildir.
Siyaset, verdiğin kararın arkasında durabilmek ve bunun hesabını millete verebilmektir.
Yeni Parti açısından bu süreç belki de ilk ciddi siyasi sınavdır.
Ve Samsun’daki seçmenin de doğal olarak şu soruya cevap bekleme hakkı vardır:
Yeni Parti’nin ortak bir siyasi iradesi var mı, yok mu?

